Online Otobüs Uçak Bileti Uçak Bileti Al
  • has-turizm-otobus-bileti-onlineallnette
  • varan-turizm-otobus-bileti-sitemizde
  • ulusoy-turizm-otobus-biletleri-sitemizde
  • metro-turizm-online-otobus-bileti-al
  • otobus-ucak-biletiniz-artik-hem-android-hem-de-iphone-ipadde
  • otobus-ucak-biletleriniz-iphone-ve-ipadde-ucretsiz-indir
  • otobus--ucak-bileti-android-ile-cebinizde
Hava - Yol - Trafik - Mesafe Hesaplama »
Cittaslow Seferihisar - Sakin Şehir Seferihisar'ı Tanıyalım İZLE-VİDEO - Online Ucuz Otobüs Bileti Al - OnlineALL.Net

Cittaslow Seferihisar - Sakin Şehir Seferihisar'ı Tanıyalım İZLE-VİDEO

Cittaslow Seferihisar

İzmir’in güneyinde yer alan Seferihisar’ın Etrüsklüler veya İyonyalılar tarafından kurulduğuna dair iki teori var. Aka, Karya, İyon, Pers, Bizans, Selçuk ve Osmanlı medeniyetlerinin izleri özellikle Teos ve Lebedos Antik Kentlerinde, Myonnesos Adası’nda, medrese ve hamamlarda görülebiliyor. Mandalina bahçeleri, zeytinlikleri, bağları, enginar tarlaları ve verimli topraklarıyla Seferihisar’da ana geçim kaynağı tarım. 49 kilometrelik sahil şeridi, Sığacık kalesi ve Ürkmez bölgesinde ise turizm etkili.

Seferihisar 2009 yılında küreselleşmenin kentleri aynılaştırmasına karşı çıkan Cittaslow hareketine katılıyor. 28 ülkede 182 üyesi olan bu birliğe üye olan kentler belirlenen kriterler çerçevesinde projeler geliştirmek ve uygulamak zorunda. Seferihisar küreselleşmenin kentleri aynılaştırmasına ve özelliklerini yok etmesine karşı çıkan birliğin belirlediği kriterlerleri yerine getirerek Türkiye’nin ilk Cittaslow’u oluyor. Belediyenin “yavaş felsefesini” benimsemesi ve gerçekleştirdiği projeler Seferihisar’ı bu alanda örnek bir belediye haline getiriyor.

Peyzajda yöresel aromatik bitkilerin kullanılması, güneş enerjili sokak aydınlatma elemanları, karbon salınımının hesaplanması, kompost tesisi ve güneş enerji santrali yapımı gibi projeler Seferihisar’ın vizyoner projeleri arasında yer alıyor. Yerel yemeklerin keşfediliyor, yerli tohumların korunuyor, organik tarım destekleniyor, üreticinin ürünlerini aracısız satabileceği üretici pazarları kuruluyor. Teos antik kentinde kazılar tekrar başlatılıyor, Sığacık kalesi sokak sağlıklaştırma çalışmasıyla eski güzelliğine kavuşuyor. Seferihisar’ın yerel özelliklerine sahip çıkması insanların bu konudaki farkındalığını arttırıyor ve tabandan tavana yayılan sürdürülebilir bir hareket haline geliyor. Seferihisar’daki değişim ulusal ve uluslararası platformlarda, medyada büyük ilgi uyandırıyor.


Seferihisar, Ege Bölgesi’nde İzmir il sınırları içerisinde yer almaktadır. Seferihisar ilçesi topraklarında en eski yerleşim yeri Teos olup, burasının M.Ö. 2000 yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından kurulduğu ve Kar yalıların bir kenti olduğu bilinmektedir.Seferihisar’ın güçlü yönleri arasında markalaşmış mandalinası, güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi açısından geniş kaynakları, ve tarihsel zenginlikleri sayılabilir. Seferihisar’ın son yıllarda Ege ve Akdeniz kıyılarındaki çarpık yapılaşmadan büyük oranda etkilenmemesinin sebebi çevresinin sit alanları ve askeri alanlarla çevrili olmasıdır.

Seferihisar Gezilecek Yerler

Sığacık Kalesi
seferihisar-sigacik
Günümüzde de kullanılan Sığacık Limanı’nın hemen kuzeydoğusunda yer alan kale, Sığacık Kalesi 1521–1522 yıllarında Rodos seferine hazırlık olması amacıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın emri üzerine donanma komutanı Parlak Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Sığacık kalesi belli bir yerleşme yerini savunmaktan çok, bir deniz üssü olarak hizmet vermiş, daha sonraları gümrük kontrol merkezi olarak kullanılmıştır. İki katlı olduğu düşünülen kalenin Kuşadası, Ayasuluk ve Sivrihisar olarak adlandırılan üç kapısı vardır. Surların yapımında Teos antik kentinin taşlarından yararlanılmış olup, duvarlarda Teos’tan gelme kitabelere rastlamak mümkündür.
Teos Antik Kenti
seferihisar-teos
Tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanan Teos Antik Kenti 12 İyon Tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanan Teos antik kenti 12 İyon kentinden biridir. 46 yıl sonra kazıların tekrar başladığı Teos, döneminin en büyük liman kenti olmasının yanı sıra döneminin “Sanatçılar Kenti” olarak bilinmektedir. Teos Antik Kenti’nde kazılar sonucu, Dionysos Tapınağı, Antik Liman, Agora, Odeon ve Antik Tiyatro’nun tekrar günışığına çıkarılması hedeflenmektedir. Teos’un belki de en önemli özelliklerinden biri tarihteki ilk aktörler birliğinin M.Ö. 3. yüzyılda burada kurulmuş olmasıdır.
Lebedos Antik Kenti
İyon Birliği’ni oluşturan 12 kentten bir başkası olan Lebedos, Kısık yarımadası üzerinde bulunmaktadır. Kentin ilk sakinleri olan Karyalılar, Helenistik dönemde halkı Efes’e taşınmıştır. İ.Ö. 266’da Mısır Kralı Ptolemaios’un egemenliğine geçerek 60 yıl boyunca Ptolemaios adıyla anılmıştır. Lebedos tarihinin en önemli olaylarından biri de önce Teos sonra Efes’ten kovulan ve bir süre Myonnesos’da barınan Dionysos artistlerinin buraya yerleşmeleridir. Strabo’nun, Lebedos’ta her yıl Dionysos şerefine şenlik ve yarışmalar düzenlediğinden bahsetmesi, Dionysos sanatçılarının bu kente kendi geleneklerine ek bir canlılık getirdiğini de göstermektedir.
Kasım Çelebi Medresesi
Seferihisar’ın 6 km kuzeyinde bulunan Düzce Köyü’nde yer alan ve 15. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen medrese kalıntıları, cami avlusunun kuzey doğusunda yer almaktadır. Avluya kemerli bir yapı ile geçilmektedir. ‘l’ şekilli bir plana sahip olup, doğu batı yönündeki kolunda dörder, kuzey-güney yönlü kolunda ise beş adet küçükbirim mevcuttur.
Beyler Köyü Su Kemerleri
Seferihisar’a 18 km uzaklıkta bulunan Beyler Köyü içerisindeki eski su kemeri, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Kayrak taş malzemeden yapılan kemer, köyün içerisinde, çukurda kalan bir bölgeden su geçişini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Üç adet kemeri görülebilen yapıya halk arasında “Yedi Kızlar Su Kemeri” de denilmektedir.
Ulamış Hamamı
Hamama sivri kemerli dar bir açıklıktan girilmektedir. Buradan da ortadaki yüksek kasnaklı, kubbeli, yandaki mekanları yuvarlak tonozlu üç birimli hazırlık mekanına geçilmektedir. Mekanları birbirinden sivri kemerler ayırmaktadır.
Myonnessos (Çıfıt Kalesi)
seferihisar-cifit
Doğanbey sahilinde Seferihisar karayolunun 18nci kilometresinde Ömür Beldesi sapağından ulaşılabilen bölümünde yer almaktadır. Teos ve Lebedos arasında Arkennesos olarak adlandırılan Aspis adasından bahsedilir. Myonnesos yarımada şeklinde uzanan bir dağın eteğinde kurulmuştur. Makria Burnu’nun hemen kuzeyinden, deniz içinden 60 metre yükselen sarp kayalıklardan oluşan bu yer, Cebelitarık’ın minyatürü adeta. Antik çağlarda adacık, taşları su altından bugün bile görülebilen bir yolla anakaraya bağlı idi. Antik kentten bugüne sadece şekilsiz dev taşlardan yapılmış kyklop tarzı örgüde Arkaik savunma duvarlarının bir bölümü kalmış, bina kalıntıları çok daha geç dönemlere ait. Yerleşme İ.Ö. 500 dolaylarındadır. Miletoslu Hekataios tarafından bir kent, İ. Ö. 100 dolaylarında Ephesoslu Artemidoros tarafından ise bir yer olarak anılmıştır. Plinius, bir zamanlar kasaba niteliği
Karaköse (Krakisse), Karakoç ve Hamamönü
Eskiden olduğu gibi bugün de bir sıcak su cenneti olan Doğanbey Burnu’nda (Makria Akr) bir inanışa göre, denizin içinden çıkan sudan çocuğu olmayan kadınların ve Karakoç, Cumalı ve Hamamönü kaplıcalarından da şifa arayanların Helenistik çağından günümüze bu kaynakları kullandıklarını biliyoruz. Bazı kaynaklarda, Kuşadası’nda bulunan Bülbül Dağı’nda yaşayan Meryem Ana’nın bu ılıcalara gelip şifa bulduğu anlatılmaktadır. Antik çağlarda dağınık bir yerleşim olan Myonnesos da Lebedos antik limanının 4 km batısında tarihi Bizans hamamı ve kare planlı bir mabet vardır. Bu mabet Karakoç Kaplıcaları’ndaki tarihi hamamla benzer mimari özellikler taşıdığından dolayı Helenistik çağ (MÖ 300) yıllarına tarihlenmektedir. Bu bölgeyi Karaköse olarak adlandıranlar bulunsa da halk tarafından Karakisse olarak da anılmaktadır. Lebedos Limanına 4 Km mesafede olan bu yerleşim, Karakoç Kaplıcalarına 1,5 Km uzaklıktadır. Henüz kazı yapılmayan bu yerleşimin ismi Myonnesos olmalıdır. Çünkü Karakoç Kaplıcalarındaki muhteşem hamam ile buradaki mabet Helennistik çağın iki eseridir. Çevrede yapılan temel kazılarında yöreye en yakın Hamamönü Kaplıcası’nın şifalı sularının Karakisse civarına büzlerle getirildiği anlaşılmaktadır. Yine Cumalı Kaplıcası bahçesinde bulunan Helenistik çağ özelliği taşıyan sütün ve sütun başlığı çevrede büyük (colosol) bir yapının varlığına işarettir taşıyan Myonnesos’un kendi çağından önce ortadan silindiğini belirtir. Myonnesos Türk tarihinde de bir rol oynar. Tepenin doruğundaki kırmızı sıvalı üç sarnıç ise tarihlenememektedir. Ancak geç dönem eserleri olduğu tahmin edilmektedir. Teos’lu Dionysos sanatçıları bir süre Myonnesos’da yaşamışlar, ancak sonra anlaşmazlıklar sonucu Ürkmez’de bulunan Lebedos antik kentine geçmişler. Ancak bu bölgelerde arkeolojik kazı yapılmaması bölgenin tarihi ve kültürel varlığını gün ışığına çıkaramamıştır. Bölgenin zengin tarihi yapılacak kazılarla gün yüzüne çıkmayı beklemektedir.
Sığacık
Seferihisar merkezinde 5 km uzaklıkta bulunan Sığacık; kalesiyle, Teos antik kentiyle, balıkçı lokantaları v kafeleriyle Seferihisar’da görülmesi gereken yerlerden biridir. Sığacık Limanı korunaklı doğasıyla tekneler için bir sığınak olduğu kadar şehir hayatının keşmekeşinden kaçanlar için de bir sığınak görevi görmektedir. İçinde hala yaşamın sürdüğü az sayıdaki kalelerden biri olan Sığacık Kalesi’nin kendine has mimarisi bulunmaktadır. Kaleiçi’nde devam eden yaşam özellikle pazar günleri kurulan Sığacık Üretici Pazarı ile renklenmektedir. Kaleiçi’ndeki açık alanda gerçekleştirilen konserler, şiir dinletileri, resim sergileri gibi etkinliklerle Sığacık hızla bir kültür sanat merkezi haline gelmektedir. Damak ve göz zevkiniz için gün batımında bir balık restoranında veya kafede oturup körfez manzarasının keyini çıkarmanız tavsiye edilir. Ayrıca her sabah 10.30’da Sığacık Balıkçı Kooperatifi’nde gerçekleşen balık mezatında açık arttırma ile denizden henüz çıkmış balıklardan satın alabilirsiniz. Pazar günleri açılan Sığacık Üretici Pazarı’nın en büyük özelliği, pazarda satılan ürünlerin, Seferihisar’da üretilmiş ve üreticileri tarafından satılıyor olmasıdır. Ayrıca Sığacık Üretici Pazarı’nda naylon poşet kullanımı yerine file ve kese kağıdı kullanımı teşvik edilmektedir. Sığacık’ta bulunan Akkum Plajı tertemiz denizi ve tesisleriyle sadece denize girmek için değil aynı zamanda güçlü rüzgar koridorlarıyla sörf için de uygun olanaklar sunmaktadır.
Ürkmez
Ürkmez, Seferihisar-Kuşadası yolu üzerinde yer almakta ve ilçe merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunmaktadır. Yılın yarısında denize girme imkanı sunan iklimiyle Ürkmez, masmavi denizi ve İpekkum gibi plajlarıyla Ege kıyılarında denize girebileceğiniz en güzel yerlerden biridir. 12 İyon kentinden biri olan Lebedos antik kenti Kısık Yarımadası üzerinde yer almaktadır. Lebedos ve çevresi İyon göçlerine kadar Karyalıların hakimiyetinde kalmıştır. Kentin ilk kuruluş yıllarına ait bilgiler bulunmamakta ancak Diyonysos şerefine her sene şenlikler düzenlenen Lebedos günümüzde gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir. Kavakdere yolu üzerinde yer alan Karakoç kaplıcaları Ürkmez’e yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Ürkmez 127 yıl önce şu anki yerleşim bölgesinin kuzeyine dağ eteğine kurulmuştur. Ancak zamanla turizm ve narenciye bahçelerinin gelişmesi nedeniyle Çeşme – Kuşadası yolunun her iki tarafına yerleşmiştir. Ürkmez ormanlarla iç içe, etrafı tepelerle ve denizle çevrili, manzara güzellikleri son derece çeşitli bir yöredir. Özellikle Ürkmez Barajı kuzeyinde dere boyunca ulaşılabilen çamalanı ve yol üstünde kalabak kayası doğa yürüyüşü yaparken görebileceğiniz görkemli güzellikleridir.
Ulamış
Seferihisar’ın mahallelerinden biri olan Ulamış, Seferihisar merkezine yaklaşık 6 km uzaklıktadır. Ulamış Hamamı ve Şehitlik Anıtı Ulamış’ın tescilli binalarıdır. Köy geçimini zeytin, mandalina, seracılıkla enginar ve arıcılıkla sağlar. Tarihi çok eskilere dayanan tarihi bir hamama sahiptir, fakat gereken restorasyonlar yapılmamıştır. Köyün şu anki yerleşimi 300 yıl öncesine dayanmaktadır. Denize olan mesafesi 5 km’dir (Azmak Koyu). Yani Azmak Koyu’nda amatör olarak serbest dalış ve zıpkıncılık ilgi görmektedir. İki adet çok şirin göleti vardır. Köyün üstü zeytin tepeleri ile çevrilmiştir ve manzarası harikadır. Köyün ön cephesinde ise geniş bir ova uzanmakta ve tarım faaliyetleri tüm verimliliği ile sürdürülmektedir. İnsanları gayet sevecen ve misafirperverdir. Ulamış köyüne ad veren Ulamış Obası, 12-15. yüzyıllarda Halep Yöresinde yaşayan Avşar Türkmenleri’nin üç kolundan biri olan Gündüzlü Avşarı obalarındandır. 16. Asırda Antakya bölgesinde bulunan obanın bir bölümü, sonraki yüzyıllarda bulunduğu bölgeden göç ederek dağılmıştır. Ulamışoğullarından bazı grupların Batı Anadolu’ya gittiği ve bir kısmının şimdiki yerlerine geldiği tarihi kayıtlardan anlaşılıyor. Dolayısıyla köyün adı Gündüzlü Avşarları’nın bir obası olan Ulamışlar’dan gelmektedir.
Doğanbey
Doğanbey, Seferihisar-Kuşadası yolu üzerinde olup ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır. 24 kilometrelik sahil şeridi, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle Seferihisar’da dikkat çeken yerler arasındadır. Bölge Osmanlı döneminde İpsili, Osmanlı’nın son dönemlerinde ise Aydınoğlu Cüneyt Bey’in oğlu Doğan’a ithafen Doğanbey olarak bilinmektedir. Doğanbey, Çıfıt Kalesi, Krakisse(Karaköse) Karakoç, Hamamönü gibi yerleşim yerlerinin bugünde nüfus bakımından çevredeki diğer yörelere göre en küçük fakat alan bakımından ise en büyük yerleşim yerleri olmasıdır. Zengin jeotermal kaynaklara sahip Doğanbey’de jeotermal kuyular, Karakoç ve Cumalı gibi kaplıcaları bulunmaktadır. Doğanbey’de görülmesi gereken yerlerin başında Çıfıt Kalesi gelmektedir. Çıfıt Adası’nda bulunan Çıfıt Kalesi karaya çok yakındır ve yürüyerek ulaşma imkanı bulunmaktadır. Çıfıt Kalesi’nden günümüze birkaç konut duvarı, sarnıç ve sur kalıntıları kalmıştır. Ayrıca Eski Doğanbey Köyü’nde yer alan Kadın Emeği Evi’nde çeşitli el emeği ürünleri bulabilirsiniz. Doğanbey’in uzun deniz kıyısının Ürkmez sınırında koruma altına alınmış kum zambaklarını görebilirsiniz.
Köy Pazarı
Seferihisar merkezinde tarihi Eski Belediye Binası’nda Köy Pazarı açılmıştır. Köy Pazarı’nın her odasında Seferihisar’ın bir köyüne ait çalışma atölyesi ve satış yeri bulunmaktadır. Köy Pazarı’nda zemin katta; İzmir Köy Koop Birliği’ne ait satış reyonu (süt ürünleri, tarhana, şarap, salça, reçel, şifalı otlar vb.), seramik kurslarının da verildiği bir seramik atölyesi ve satış reyonu bulunmaktadır. Orta katta ise; Ulamış mahallesi el sanat ürünleri tanıtım ve satış yeri (şal, oya işleri, file, kese kağıdı, takılar, zeytinyağlı sabun vb.), terzi işleri işliği ve satış reyonu, deri işliği ve sergisi satış reyonu ve resim kurslarının düzenlendiği resim atölyesi bulunmaktadır. Resim atölyesinde aynı zamanda yağlı boya resimler ve Seferihisar’ı tanıtan ürünler bulunmaktadır. Köy Pazarı’nda bulunan bir diğer işlik ise her biri birbirinden farklı olan bez bebeklerin ve takıların yapıldığı işliktir. Köy Pazarı’nda ayrıca file, kese kağıdı ve takı yapımına yönelik kurslar, İngilizce, Yunanca, yoga ve satranç üzerine eğitimler verilmektedir. Salı günleri Köy Pazarı önünde açılan Üretici Pazarı’nda sadece Seferihisar’ın köylerinde üretilen sebze ve meyveler satılmaktadır.

Sığacık Kalesi

 

seferihisar-sigacik
Günümüzde de kullanılan Sığacık Limanı’nın hemen kuzeydoğusunda yer alan kale, Sığacık Kalesi 1521–1522 yıllarında Rodos seferine hazırlık olması amacıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın emri üzerine donanma komutanı Parlak Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Sığacık kalesi belli bir yerleşme yerini savunmaktan çok, bir deniz üssü olarak hizmet vermiş, daha sonraları gümrük kontrol merkezi olarak kullanılmıştır. İki katlı olduğu düşünülen kalenin Kuşadası, Ayasuluk ve Sivrihisar olarak adlandırılan üç kapısı vardır. Surların yapımında Teos antik kentinin taşlarından yararlanılmış olup, duvarlarda Teos’tan gelme kitabelere rastlamak mümkündür.

 

Teos Antik Kenti

 

seferihisar-teos
Tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanan Teos Antik Kenti 12 İyon Tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanan Teos antik kenti 12 İyon kentinden biridir. 46 yıl sonra kazıların tekrar başladığı Teos, döneminin en büyük liman kenti olmasının yanı sıra döneminin “Sanatçılar Kenti” olarak bilinmektedir. Teos Antik Kenti’nde kazılar sonucu, Dionysos Tapınağı, Antik Liman, Agora, Odeon ve Antik Tiyatro’nun tekrar günışığına çıkarılması hedeflenmektedir. Teos’un belki de en önemli özelliklerinden biri tarihteki ilk aktörler birliğinin M.Ö. 3. yüzyılda burada kurulmuş olmasıdır.

 

Lebedos Antik Kenti
İyon Birliği’ni oluşturan 12 kentten bir başkası olan Lebedos, Kısık yarımadası üzerinde bulunmaktadır. Kentin ilk sakinleri olan Karyalılar, Helenistik dönemde halkı Efes’e taşınmıştır. İ.Ö. 266’da Mısır Kralı Ptolemaios’un egemenliğine geçerek 60 yıl boyunca Ptolemaios adıyla anılmıştır. Lebedos tarihinin en önemli olaylarından biri de önce Teos sonra Efes’ten kovulan ve bir süre Myonnesos’da barınan Dionysos artistlerinin buraya yerleşmeleridir. Strabo’nun, Lebedos’ta her yıl Dionysos şerefine şenlik ve yarışmalar düzenlediğinden bahsetmesi, Dionysos sanatçılarının bu kente kendi geleneklerine ek bir canlılık getirdiğini de göstermektedir.

 

Kasım Çelebi Medresesi
Seferihisar’ın 6 km kuzeyinde bulunan Düzce Köyü’nde yer alan ve 15. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen medrese kalıntıları, cami avlusunun kuzey doğusunda yer almaktadır. Avluya kemerli bir yapı ile geçilmektedir. ‘l’ şekilli bir plana sahip olup, doğu batı yönündeki kolunda dörder, kuzey-güney yönlü kolunda ise beş adet küçükbirim mevcuttur.

 

Beyler Köyü Su Kemerleri
Seferihisar’a 18 km uzaklıkta bulunan Beyler Köyü içerisindeki eski su kemeri, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Kayrak taş malzemeden yapılan kemer, köyün içerisinde, çukurda kalan bir bölgeden su geçişini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Üç adet kemeri görülebilen yapıya halk arasında “Yedi Kızlar Su Kemeri” de denilmektedir.

 

Ulamış Hamamı
Hamama sivri kemerli dar bir açıklıktan girilmektedir. Buradan da ortadaki yüksek kasnaklı, kubbeli, yandaki mekanları yuvarlak tonozlu üç birimli hazırlık mekanına geçilmektedir. Mekanları birbirinden sivri kemerler ayırmaktadır.

 

Myonnessos (Çıfıt Kalesi)

 

seferihisar-cifit
Doğanbey sahilinde Seferihisar karayolunun 18nci kilometresinde Ömür Beldesi sapağından ulaşılabilen bölümünde yer almaktadır. Teos ve Lebedos arasında Arkennesos olarak adlandırılan Aspis adasından bahsedilir. Myonnesos yarımada şeklinde uzanan bir dağın eteğinde kurulmuştur. Makria Burnu’nun hemen kuzeyinden, deniz içinden 60 metre yükselen sarp kayalıklardan oluşan bu yer, Cebelitarık’ın minyatürü adeta. Antik çağlarda adacık, taşları su altından bugün bile görülebilen bir yolla anakaraya bağlı idi. Antik kentten bugüne sadece şekilsiz dev taşlardan yapılmış kyklop tarzı örgüde Arkaik savunma duvarlarının bir bölümü kalmış, bina kalıntıları çok daha geç dönemlere ait. Yerleşme İ.Ö. 500 dolaylarındadır. Miletoslu Hekataios tarafından bir kent, İ. Ö. 100 dolaylarında Ephesoslu Artemidoros tarafından ise bir yer olarak anılmıştır. Plinius, bir zamanlar kasaba niteliği

 

Karaköse (Krakisse), Karakoç ve Hamamönü
Eskiden olduğu gibi bugün de bir sıcak su cenneti olan Doğanbey Burnu’nda (Makria Akr) bir inanışa göre, denizin içinden çıkan sudan çocuğu olmayan kadınların ve Karakoç, Cumalı ve Hamamönü kaplıcalarından da şifa arayanların Helenistik çağından günümüze bu kaynakları kullandıklarını biliyoruz. Bazı kaynaklarda, Kuşadası’nda bulunan Bülbül Dağı’nda yaşayan Meryem Ana’nın bu ılıcalara gelip şifa bulduğu anlatılmaktadır. Antik çağlarda dağınık bir yerleşim olan Myonnesos da Lebedos antik limanının 4 km batısında tarihi Bizans hamamı ve kare planlı bir mabet vardır. Bu mabet Karakoç Kaplıcaları’ndaki tarihi hamamla benzer mimari özellikler taşıdığından dolayı Helenistik çağ (MÖ 300) yıllarına tarihlenmektedir. Bu bölgeyi Karaköse olarak adlandıranlar bulunsa da halk tarafından Karakisse olarak da anılmaktadır. Lebedos Limanına 4 Km mesafede olan bu yerleşim, Karakoç Kaplıcalarına 1,5 Km uzaklıktadır. Henüz kazı yapılmayan bu yerleşimin ismi Myonnesos olmalıdır. Çünkü Karakoç Kaplıcalarındaki muhteşem hamam ile buradaki mabet Helennistik çağın iki eseridir. Çevrede yapılan temel kazılarında yöreye en yakın Hamamönü Kaplıcası’nın şifalı sularının Karakisse civarına büzlerle getirildiği anlaşılmaktadır. Yine Cumalı Kaplıcası bahçesinde bulunan Helenistik çağ özelliği taşıyan sütün ve sütun başlığı çevrede büyük (colosol) bir yapının varlığına işarettir taşıyan Myonnesos’un kendi çağından önce ortadan silindiğini belirtir. Myonnesos Türk tarihinde de bir rol oynar. Tepenin doruğundaki kırmızı sıvalı üç sarnıç ise tarihlenememektedir. Ancak geç dönem eserleri olduğu tahmin edilmektedir. Teos’lu Dionysos sanatçıları bir süre Myonnesos’da yaşamışlar, ancak sonra anlaşmazlıklar sonucu Ürkmez’de bulunan Lebedos antik kentine geçmişler. Ancak bu bölgelerde arkeolojik kazı yapılmaması bölgenin tarihi ve kültürel varlığını gün ışığına çıkaramamıştır. Bölgenin zengin tarihi yapılacak kazılarla gün yüzüne çıkmayı beklemektedir.

 

Sığacık

Seferihisar merkezinde 5 km uzaklıkta bulunan Sığacık; kalesiyle, Teos antik kentiyle, balıkçı lokantaları v kafeleriyle Seferihisar’da görülmesi gereken yerlerden biridir. Sığacık Limanı korunaklı doğasıyla tekneler için bir sığınak olduğu kadar şehir hayatının keşmekeşinden kaçanlar için de bir sığınak görevi görmektedir. İçinde hala yaşamın sürdüğü az sayıdaki kalelerden biri olan Sığacık Kalesi’nin kendine has mimarisi bulunmaktadır. Kaleiçi’nde devam eden yaşam özellikle pazar günleri kurulan Sığacık Üretici Pazarı ile renklenmektedir. Kaleiçi’ndeki açık alanda gerçekleştirilen konserler, şiir dinletileri, resim sergileri gibi etkinliklerle Sığacık hızla bir kültür sanat merkezi haline gelmektedir. Damak ve göz zevkiniz için gün batımında bir balık restoranında veya kafede oturup körfez manzarasının keyini çıkarmanız tavsiye edilir. Ayrıca her sabah 10.30’da Sığacık Balıkçı Kooperatifi’nde gerçekleşen balık mezatında açık arttırma ile denizden henüz çıkmış balıklardan satın alabilirsiniz. Pazar günleri açılan Sığacık Üretici Pazarı’nın en büyük özelliği, pazarda satılan ürünlerin, Seferihisar’da üretilmiş ve üreticileri tarafından satılıyor olmasıdır. Ayrıca Sığacık Üretici Pazarı’nda naylon poşet kullanımı yerine file ve kese kağıdı kullanımı teşvik edilmektedir. Sığacık’ta bulunan Akkum Plajı tertemiz denizi ve tesisleriyle sadece denize girmek için değil aynı zamanda güçlü rüzgar koridorlarıyla sörf için de uygun olanaklar sunmaktadır.

 

Ürkmez
Ürkmez, Seferihisar-Kuşadası yolu üzerinde yer almakta ve ilçe merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunmaktadır. Yılın yarısında denize girme imkanı sunan iklimiyle Ürkmez, masmavi denizi ve İpekkum gibi plajlarıyla Ege kıyılarında denize girebileceğiniz en güzel yerlerden biridir. 12 İyon kentinden biri olan Lebedos antik kenti Kısık Yarımadası üzerinde yer almaktadır. Lebedos ve çevresi İyon göçlerine kadar Karyalıların hakimiyetinde kalmıştır. Kentin ilk kuruluş yıllarına ait bilgiler bulunmamakta ancak Diyonysos şerefine her sene şenlikler düzenlenen Lebedos günümüzde gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir. Kavakdere yolu üzerinde yer alan Karakoç kaplıcaları Ürkmez’e yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Ürkmez 127 yıl önce şu anki yerleşim bölgesinin kuzeyine dağ eteğine kurulmuştur. Ancak zamanla turizm ve narenciye bahçelerinin gelişmesi nedeniyle Çeşme – Kuşadası yolunun her iki tarafına yerleşmiştir. Ürkmez ormanlarla iç içe, etrafı tepelerle ve denizle çevrili, manzara güzellikleri son derece çeşitli bir yöredir. Özellikle Ürkmez Barajı kuzeyinde dere boyunca ulaşılabilen çamalanı ve yol üstünde kalabak kayası doğa yürüyüşü yaparken görebileceğiniz görkemli güzellikleridir.

 

Ulamış
Seferihisar’ın mahallelerinden biri olan Ulamış, Seferihisar merkezine yaklaşık 6 km uzaklıktadır. Ulamış Hamamı ve Şehitlik Anıtı Ulamış’ın tescilli binalarıdır. Köy geçimini zeytin, mandalina, seracılıkla enginar ve arıcılıkla sağlar. Tarihi çok eskilere dayanan tarihi bir hamama sahiptir, fakat gereken restorasyonlar yapılmamıştır. Köyün şu anki yerleşimi 300 yıl öncesine dayanmaktadır. Denize olan mesafesi 5 km’dir (Azmak Koyu). Yani Azmak Koyu’nda amatör olarak serbest dalış ve zıpkıncılık ilgi görmektedir. İki adet çok şirin göleti vardır. Köyün üstü zeytin tepeleri ile çevrilmiştir ve manzarası harikadır. Köyün ön cephesinde ise geniş bir ova uzanmakta ve tarım faaliyetleri tüm verimliliği ile sürdürülmektedir. İnsanları gayet sevecen ve misafirperverdir. Ulamış köyüne ad veren Ulamış Obası, 12-15. yüzyıllarda Halep Yöresinde yaşayan Avşar Türkmenleri’nin üç kolundan biri olan Gündüzlü Avşarı obalarındandır. 16. Asırda Antakya bölgesinde bulunan obanın bir bölümü, sonraki yüzyıllarda bulunduğu bölgeden göç ederek dağılmıştır. Ulamışoğullarından bazı grupların Batı Anadolu’ya gittiği ve bir kısmının şimdiki yerlerine geldiği tarihi kayıtlardan anlaşılıyor. Dolayısıyla köyün adı Gündüzlü Avşarları’nın bir obası olan Ulamışlar’dan gelmektedir.

 

Doğanbey
Doğanbey, Seferihisar-Kuşadası yolu üzerinde olup ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır. 24 kilometrelik sahil şeridi, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle Seferihisar’da dikkat çeken yerler arasındadır. Bölge Osmanlı döneminde İpsili, Osmanlı’nın son dönemlerinde ise Aydınoğlu Cüneyt Bey’in oğlu Doğan’a ithafen Doğanbey olarak bilinmektedir. Doğanbey, Çıfıt Kalesi, Krakisse(Karaköse) Karakoç, Hamamönü gibi yerleşim yerlerinin bugünde nüfus bakımından çevredeki diğer yörelere göre en küçük fakat alan bakımından ise en büyük yerleşim yerleri olmasıdır. Zengin jeotermal kaynaklara sahip Doğanbey’de jeotermal kuyular, Karakoç ve Cumalı gibi kaplıcaları bulunmaktadır. Doğanbey’de görülmesi gereken yerlerin başında Çıfıt Kalesi gelmektedir. Çıfıt Adası’nda bulunan Çıfıt Kalesi karaya çok yakındır ve yürüyerek ulaşma imkanı bulunmaktadır. Çıfıt Kalesi’nden günümüze birkaç konut duvarı, sarnıç ve sur kalıntıları kalmıştır. Ayrıca Eski Doğanbey Köyü’nde yer alan Kadın Emeği Evi’nde çeşitli el emeği ürünleri bulabilirsiniz. Doğanbey’in uzun deniz kıyısının Ürkmez sınırında koruma altına alınmış kum zambaklarını görebilirsiniz.

 

Köy Pazarı
Seferihisar merkezinde tarihi Eski Belediye Binası’nda Köy Pazarı açılmıştır. Köy Pazarı’nın her odasında Seferihisar’ın bir köyüne ait çalışma atölyesi ve satış yeri bulunmaktadır. Köy Pazarı’nda zemin katta; İzmir Köy Koop Birliği’ne ait satış reyonu (süt ürünleri, tarhana, şarap, salça, reçel, şifalı otlar vb.), seramik kurslarının da verildiği bir seramik atölyesi ve satış reyonu bulunmaktadır. Orta katta ise; Ulamış mahallesi el sanat ürünleri tanıtım ve satış yeri (şal, oya işleri, file, kese kağıdı, takılar, zeytinyağlı sabun vb.), terzi işleri işliği ve satış reyonu, deri işliği ve sergisi satış reyonu ve resim kurslarının düzenlendiği resim atölyesi bulunmaktadır. Resim atölyesinde aynı zamanda yağlı boya resimler ve Seferihisar’ı tanıtan ürünler bulunmaktadır. Köy Pazarı’nda bulunan bir diğer işlik ise her biri birbirinden farklı olan bez bebeklerin ve takıların yapıldığı işliktir. Köy Pazarı’nda ayrıca file, kese kağıdı ve takı yapımına yönelik kurslar, İngilizce, Yunanca, yoga ve satranç üzerine eğitimler verilmektedir. Salı günleri Köy Pazarı önünde açılan Üretici Pazarı’nda sadece Seferihisar’ın köylerinde üretilen sebze ve meyveler satılmaktadır.

 

Ulamış ve Doğanbey Kadın Emeği Evleri
Seferihisar Belediyesi tarafından Cittaslow kriterleri kapsamında yerel üretimi ve özellikle kadınların üretime katkılarını arttırmak için açılan Kadın Emeği Evleri’ne düzenli olarak giden kadınlar hem çeşitli ürünlerin nasıl üretileceği hakkında eğitim görebilmekte hem üretim yapıp ürettiklerini satabilmekteler. Ulamış Kadın Emeği Evi’nde tarhana, karahan macunu, turunç ve incir reçeli, sabun, çanta, fular, turşu ve kaneviçe, Doğanbey Kadın Emeği Evi’nde ise file, çanta, tarhana, erişte ve önlük benzeri ürünler üretilmekte ve satılmaktadır.

 

Sefertası Lokantası
Seferihisar merkezinde Köy Pazarı’nın yanında yer alan Sefertası Lokantası Seferihisar’ın yerel yemeklerini ziyaretçilere sunmaktadır. Cittaslow kriterleri çerçevesinde Seferihisar’ın unutulmaya yüz tutan yerel yemeklerini tekrar keşfetmek için yaşlılarımızla yapılan röportajlar sonucu çeşitli yemek tariflerine ulaşılmıştır. Samsades, Nohutlu Mantı, Ekmek Dolması, Loklok, Tatlı Tarhana ve Yuvalaça gibi Seferihisar’a ait lezzetleri Sefertası Lokantası’nda keşfedebilirsiniz.

 

Akarca
Seferihisar merkezinde tarihi Eski Belediye Binası’nda Seferihisar- Kuşadası yolu üzeri 2.km’de yer alan Akarca Mevkii Tepecik ve Hıdırlık Mahalleleri’ne bağlıdır. Özellikle ikinci konutların yoğun şekilde yer aldığı Akarca, yaz aylarında Seferihisar’ın en kalabalık nüfusuna sahiptir. Akarca adının denizin içerisinden akan bir tatlı su kaynağından geldiği söylenir. Geçmişte tamamen üzüm bağı olan bölgede o yıllarda yapılmış olan bir taş yol şimdilerde denizin içinde kalmış ve ilginç bir görüntü oluşturmuştur. Akarca’nın en önemli özelliği denizinin temizliği ve aşırı tuzlu oluşudur.

 

Sığacık Üretici Pazarı
Tarihi Sığacık Kalesi içerisinde Pazar günleri kurulan Sığacık Üretici Pazarı, İzmir’in en gözde pazarlarından biri haline gelmiştir. Halden mal girişinin yasak olduğu pazarda Seferihisar’ın köylerinde çiftçiler tarafından üretilen ürünler ve Kaleiçi Evlerde yaşayan bayanların hazırladıkları yiyecek- içecekler satılabilmektedir. Naylon poşet yerine file ve kese kâğıdının kullanıldığı Pazarda, Seferihisar’ın yöresel yiyeceklerini ve mevsime göre sebzeler, meyveler ve çeşitli otlar bulabilirsiniz.

 

Beyler Köyü
2010 yılı itibariyle nüfusu 1.000 olan, Seferihisar merkezine 16 km uzaklıktaki Beyler Köyü’nün doğusu Kuyucak ve Orhanlı Köyleri, batısı Seferihisar ilçe merkezi, güneyi Kavakdere Köyü, kuzeyi Gödence, Çamtepe ve Efem Çukuru Köyleri ile çevrilidir. Eski adı Benliler olan Beyler Köyü’nde zeytin ve şaraplık üzüm yetiştiriciliği yanında hayvancılık da önemli bir ekonomik faaliyettir. 3 tanesi aktif çalışan 5 zeytinyağı fabrikası vardır. Seferihisar’ın geleneksel kültürel etkinliklerinden biri olan Hıdırellez, 6 Mayıs’ta Beyler Köyü’nde kutlanmaktadır. Hıdırellez sadece Beyler Köyü’nden değil bütün Seferihisar’dan gelenlerin katılımıyla kutlanmaktadır. Özellikle çocuğu askere giden aileler tarafından kesilen kurbanlar adak olarak dağıtılmaktadır. Köyün kuzey yönünde görsel bir şölen sunan çam ormanları bulunmaktadır. Kuzeydoğuda 4-5 km uzaklıkta bulunan Sivritepeden Sığacık ve Akarca kıyılarını da kapsayan görkemli bir panaromik manzara izleyebilirsiniz. Doğa yürüyüşleri için köy çevresinde oldukça güzel parkurlar bulunmaktadır.

 

Düzce (Hereke) Köyü
Düzce köyü 2010 yılı itibariyle yaklaşık 630 nüfusludur ve ilçe merkezine 6 km uzaklıktadır. Eski adı Hereke olan Düzce Köyü’nün adının “Herakles”ten geldiği ve Heraklia Antik Kenti üzerine kurulduğu söylenmektedir. Köyün önde gelen ekonomik faaliyetleri narenciye ve enginar yetiştiriciliği ve hayvancılıktır. Düzce Köy Merkezi’nden devam ederek çam ağaçlarının arasından Azmak Koyu’na ulaşabilirsiniz. Denize girmek için çok uygun bir yer alan Azmak Koyu harika manzarasıyla Seferihisarlıların ve ziyaretçilerin uğrak noktasıdır. Seferihisar’ın geleneksel kültürel etkinliklerinden biri olan Deniz Bayramı 14 Ağustos günü geleneksel olarak Azmak Koyu’nda kutlanır. 15. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen, cami ve medrese Düzce Köyü’nde görülmesi gereken yerler arasındadır. Kasım Çelebi Medrese’si ile ortak bir avluyu paylaşan cami, avlunun güneyinde yer almaktadır. Çevrede yer alan ören yerlerindeki malzemelerden yararlanılarak yapılmıştır. Medrese avlunun kuzey doğusunda yer almaktadır. Medresenin her biriminde birer ocak ve ikişer niş yer almaktadır. Köyiçi Mevkiinde Erken Osmanlı Dönemi’ne ait bir hamam bulunmaktadır. Yapının güneyinde külhan yani hamamın suyunu ısıtan ocak bulunmakta ve binanın 5 metre kadar uzağında hamama suyun gelişini sağlayan kuyu ve su deposu yer almaktadır. Hamam kaba yontu taş ve tuğla malzeme ile inşa edilmiştir. Kubbe kasnaklarında ve duvarların bazı kesimlerinde düzgün kesme taş malzemeleri görülmektedir. Düzce Köyü’nde, Kocakavak mevkisinde yer alan ve 1000 yıllık olduğu tahmin edilen çınar ağacı ve yanındaki antik kuyu da görülmeye değer yerler arasındadır.

 

Gödence Köyü

 

seferihisar-godence
Gödence köyü, 2010 yılı itibariyle 301 nüfusludur ve ilçe merkezine 22 km uzaklıktadır. Köyün çevresinde varlığı 250-300 sene öncesine dayanan küçük yerleşmelerin (Karalar, Çerçemler, Akçakaya, A.Payamlı, Y.Payamlı, Payamiçi…) izlerine rastlanmaktadır. 1800’lü yıllarda ise Konya Hadim’den bugünkü Gödence’ye önemli miktarda göç eden olmuştur. Geçmiş yıllarda köyden dışarıya göç olmuşsa da 1972 yılında Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin kurulmasıyla köyden ayrılmalar son bulmuştur. Gödence, Seferihisar’ın gelişme potansiyeli en yüksek köylerinden biridir. Bu özelliğini, kooperatiften almaktadır. Kooperatif tarafından Gödence markası altında zeytin, zeytinyağı, pekmez, bal, reçel, tarhana, kuru üzüm, sabun, ceviz, badem ve ev şarabı gibi ürünler satılmaktadır. Özellikle zeytinyağı çok ünlüdür. İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde satış yerlerine sahiptir. Köyde 3 zeytinyağı fabrikası yer almaktadır. Fabrikadan 2’si özel, diğeri kooperatife ait olup, kontinü sistemde çalışmakta ve günlük 30 ton zeytin işleyebilmektedir. Gödence’de ev şarapçılığı geliştirme projesi uygulamaya konmuş ve köyde istihdam artmıştır. Köyün manzara güzelliği, çevreye hakim konumu, yerel ürünleri ve halkının istekliliği, onu kırsal turizme aday bir köy yapmıştır. Yaklaşık on yıldan bu yana, yerli ve yabancı turistlerin köye uğradıkları, kooperatif ürünlerini aldıkları ve köy kadınlarının evlerde el işi örgülerini sattıklarına tanık olunmaktadır. Gödence’nin, kırsal turizm yada tarımsal turizm adı altında, köy evlerinin pansiyona çevrilip, turistin konaklamalı hizmet verebilecek yüksek bir arz potansiyeli bulunmaktadır.

 

İhsaniye Köyü
İhsaniye köyü, 2010 yılı itibariyle yaklaşık 81 nüfusludur ve ilçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Köyün kuruluşu 1800lü yılların 2. yarısına inmektedir. O tarihlerde Batum’dan getirtilen 40 hane, bugünkü köy halkının ilk sakinleri olmuşlardır. Bir orman içi köyü olarak kurulmuş olan İhsaniye Köyü 1. Derece Doğal Sit Alanı’ dır. Osmanlı’nın son dönemlerinden kalma Eski Cami, köyün kurulduğu sırada yapılmış, tek tarihi yapıdır. Köy ekonomisinde, zeytin, zeytinyağı en önemli ürünler olurken, arkasından sebze seracılığı, narenciye ve enginar yetiştiriciliği gelmekte büyük baş hayvancılıkta yapılmaktadır. İhsaniye Köyü’nde görülecek yerler arasında Geç Osmanlı Dönemi’ne ait Eski Cami bulunmaktadır. Osmanlı’nın son dönemlerinde, yaklaşık 140 yıl önce Mithat Paşa tarafından Batum’dan getirilip buraya yerleştirilen ve adı 1936’da İhsaniye olarak belirlenen köyün kuruluşunda yapılan caminin minaresi bulunmamaktadır. Çift Pınarlar ve Oturca Mevkii’nde 500 yıllık olduğu tahmin edilen bir Çınar Ağacı bulunmaktadır. Bu görkemli çınarın kökleri arasından kaynak suyu çıkmaktadır ve çevresi mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

 

Kavakdere Köyü
Kavakdere köyü 2010 yılı itibariyle yaklaşık 370 nüfusludur ve ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Kavakdere Çayı’nın varlığı nedeniyle son derece yeşil bir ortam içindedir ve dağınık yerleşme şeklindedir. Özellikle suyun bolluğu köylünün kendi arazisi içine evini yapmasına yol açmış ve köy dağınık bir yerleşime sahip olmuştur. Önceleri tütün ekilen köyde tütünden sonra narenciye ayrıca son üç yıldan bu yana da şaraplık üzüm yetiştirilmeye başlanmıştır. Kavakdere’de İzmir İl Özel İdaresi’nin desteğiyle “kaliteli örnek üzüm bağı” projesi uygulamaya konmuş ve büyük başarı kazanılmıştır. Bağcılığın yanı sıra zeytincilik ve hayvancılık da köyün geçim faaliyetleri arasındadır. Kavakdere doğal güzelliği nedeniyle özellikle İzmirlilerin arazi alıp, ev yaptırdıkları bir yer haline de gelmiştir. Kavakdere’nin en önemli özelliklerinden birisi, Cumalı Ilıcası’nın köy sınırları içerisinde oluşudur. Sıcak suyun çıktığı kuyulardan üçü kullanılmaktadır.

 

Orhanlı Köyü
Orhanlı Köyü 2010 yılı itibariye yaklaşık 1.150 nüfusludur ve ilçe merkezine 18 kilometre uzaklıktadır. Orhanlı Seferihisar’ın büyük ve gelişmiş köylerinden biridir. Köy, ilk kez yeri bugün Eski Orhanlı denilen ve şimdiki yerleşime 5 kilometre uzaklıkta bulunan yerde kurulmuştur, 1979 yılında şimdiki yerine (Yeni Orhanlı) inilmiştir. Köy parçalı yerleşme özelliği göstermektedir. Orhanlı’nın yaklaşık 1 kilometre dışında Temese Beyliği’ne ait olduğu söylenen yerleşme kalıntıları mevcuttur. Orhanlı özellikle emeklilerin, arazi alıp tarım yapmak veya güzel köy ortamını tercih edip yerleşmek üzere gelip ev yaptıkları, yaz-kış oturdukları bir köydür. Bu anlamda köyün göç vermediği daha çok rekreasyonel amaçlı göç aldığı söylenebilir. Orhanlı’nın bir başka ilginç yönü, ‘’Orhanlı ve Kavakdere Köyleri Kültür, Gençlik ve Spor Derneği’ne” (OR-KAV) sahip oluşudur. Derneğin folklor ekibi 2003 yılında Kültür Bakanlığı’nca düzenlenen Türkiye Halk Oyunlar Yarışması’nda birincilik ödülünü almıştır. Köyde geçmiş yıllarda Sultaniye üzüm ve tütün yetiştiriciliği yaygın iken (hatta 40-50 sene önceye kadar el tezgahlarında yapılan dokumacılık bile vardı) günümüzde hayvancılık, zeytincilik ve şaraplık üzümün yetiştirildiği görülmektedir. Orhanlı’nın ilköğretim okulu, sağlık ocağı ve kütüphanesi bulunmaktadır. Orhanlı-Kavakdere-Beyler köylerini içine alan Orhanlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, kekik toplanması, ormanın iyileştirilmesi ve gençleştirilmesi, odun kömürü yapımı gibi faaliyetlere sahiptir.

 

Turgut Köyü
İlçe merkezine 9 km uzaklığındaki Turgut Köyü yaklaşık nüfusu 300’dür. Bugün için göç alıp vermeyen köy tek yerleşimidir. Köy ekonomisinde narenciye ve büyük baş hayvancılık ön plandadır, enginar yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Köyde günde 5 ton süt toplanmakta ve satılmaktadır. Turgut-İhsaniye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 1979 yılında kurulmuş olup tarla ve sera domatesleri ve enginar en önemli ürünleri arasındadır. Antik Taş Ocağı Turgut Köyü’nde görülmesi gereken yerlerden biridir. Antik dönemlerde kullanılmış taş ocağı bugün derin bir çukur görünümdedir. Etrafında ağaçlar ve eski taş kalıntıları görülmektedir. Antik Ocak’tan geldiği düşünülen antik taşların benzerleri köy civarında görülebilir. Çamtepe Köyü Çamtepe Köyü’nün doğusunda Efem Çukuru Köyü, kuzeyinde Kavacık Köyü ve Payamlı Mahallesi, batısında Gödence Köyü, güneyinde Beyler Köyü bulunmaktadır. Çamtepe Köyü 1. Dünya savaşı sırasında 300 hane iken günümüzde yaklaşık 40 hane (130 kişi) nüfusa sahiptir. 2001 yılında Seferihisar’a bağlanan Çamtepe Köyü’nde son 10 yıldır göç durmuştur. Seferihisar’a en uzak ve en yüksek (550 m) alana yerleşmiş olan bu köyde temel ekonomik faaliyet tarım ve hayvancılıktır.

 

Oklavadan Sıyırma seferihisar-oklavadansiyirma
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay kaşığı karbonat
3 su bardağı un
2 su bardağı şeker
2,5 su bardağı su
1 dilim limon
1⁄2 paket margarin
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı ceviz içi
1 su bardağı kavrulmuş susam
1 çay bardağı irmik
1 yemek kaşığı nişasta
Süt, yoğurt, sıvı yağ, karbonat bir kabın içerisinde karıştırılır ve un ilave edilir. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edilir. Elde ettiğimiz hamurdan hazırlanan 3 adet ceviz büyüklüğünde beze tabak büyüklüğünde açılır. Bunların üzerine nişasta karıştırılıp un serpilir. 3 tanesi üst üste koyularak mümkün olduğu kadar incelikte açılır. Dövülmüş ceviz içi ve kavrulmuş susam karışımı yufkanın her yerine serpilir. Oklava yufkanın en kenarından başlayarak sarılır. Hamurun her iki ucundan tutulup büzülerek oklavadan çıkarılır. İki parmak arayla kesilir, yağlanmış tepsiye kesilen yerler yukarıya gelecek şekilde sıralanır. Margarin ve 1 su bardağı sıvı yağ ile iyice kızartılır, hamurun üzerine dökülür ve fırında pişirilir. Fırından çıkar çıkmaz, üzerine 2,5 su bardağı su, 2 su bardağı şeker kaynatılıp içerisine bir dilim limon ilave edilip şurup hazırlanarak dökülür.

 

Ekmek Dolması 1 adet ekmek dolması
250 gram tek çekilmiş kıyma
3 su bardağı et suyu
1 tutam karabiber
1 tutam tuz
Ekmek dolmasının altından küçük yuvarlak bir kapak açılır, ekmeğin içi boşaltılır. Boşaltılan ekmek içi küçük küçük parçalanır. Bir kaşık tereyağı konan tavada kıyma kavrulup üzerine tuz ve karabiber eklenir. Ufalanmış ekmek içi de eklenip hafif ateşte kavrulur. İçi boşaltılmış ekmeğin içine hazırlanan malzeme doldurulup, ekmekten açılan kapak kapatılır. Ekmek kulaklı tepsiye, açılan kapak alta gelecek şekilde konulur. Kaynatılmış et suyu üzerine yavaşça dökülür. Suyunu çekinceye kadar ocakta hafif hafif pişirilir. Piştikten sonra 10 dakika dinlenmeye bırakılır. Pasta dilimleri şeklinde kesilip ikram edilir.

 

Enginar Dolması seferihisar-enginardolmasi
10 adet enginar
250 gr pirinç
1 bardak zeytinyağı
2 adet limon
1 kaşık un
3 baş soğan
1 tatlı kaşığı tuz
1⁄2 demet dereotu
1⁄2 maydanoz

 

Yıkanmış pirinç, küçük küçük doğranmış soğan, dereotu, maydanoz, nane, zeytin yağı bir kapta karıştırılarak içi hazırlanır. Limonlu, unlu, tuzlu suyla enginarlar temizlenir. Enginarın göbeğine yeteri kadar iç konur. Pişirileceği tencereye alınan enginarların üzerine bir miktar su dökülüp ince kesilmiş limon konularak orta ateşte pirinçler yumuşayana kadar pişirilir.

 

Nohutlu Mantı seferihisar-nohutlumanti
1 kg un
1⁄2 kg nohut
250 gr kıyma
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tuz
1 kg yoğurt
2 diş sarımsak
2 su bardağı zeytinyağı
2 yemek kaşığı tereyağı
2 çay kaşığı kırmızı pul biber
1 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Nohut pişirilip püre gibi ezilir. Kıymayı kavurup, kıyma, nohut, karabiber ve tuzu geniş bir kaba koyarak karıştırılır. Undan iki avuç kadar ayrılır. 1 kaşık sirke ile bir kaşık zeytinyağı, tuz ve su ilave ederek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlanır. 10–15 dakika hamur dinlenmeye bırakılır. Hazırlanan hamurdan 4–5 beze ayrılır, ayrılan hamur bezeleri açabildiğimiz kadar büyüklükte ve incelikte açılır. Açılan hamurlar 6 cm uzunluğunda şerit halinde kesilir. Bu şeritlerden kareler oluşturulur. Hazırlanan harçtan karelerin içine tatlı kaşığı ile harç konulur. Yuvarlayarak sarılır ve kenarları bastırılır. Kızgın yağda kızartılır, kızartılan hamurlar et suyunda haşlanıp servis tabağına alınır ve üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür bunun üzerine de tereyağı ve kırmızı pul biber kızartıp gezdirilir. Sıcak servis yapılır.

 

Tatlı Tarhana seferihisar-tarhana
2 kg has buğday unu
1 lt süt
50 gr damla sakızı
50 gr karanfil
3 tane yumurta
2 çay kaşığı tuz 
Yapılışı: 2 kg una 3 tane yumurta, 1 litre süt havanda ezilip dövülmüş 50 gram damla sakız, yine ezilip dövülmüş 50 gram karanfil konularak yoğrulur. Sert bir hamur elde ettikten sonra elde ettiğimiz hamur biraz dinlendirilip, serin ve rüzgârlı bir yerde parçalanıp serilir. Hamur alt üst çevrilir ceviz büyüklüğünde parçalanır, ovalamak için kuruması beklenir. Avuç içi ile ovalanan tarhana kalburdan geçirilir. İrmik taneleri şeklinde bir tepsiye alınır kurumaya bırakılır ve kuruyan tarhana bez keselerde daha sonra pişirilmek üzere saklanır.

 

Pişirilmesi: encereye bir miktar et suyu konur kaynayınca 2-3 kaşık tatlı tarhana konulur karıştırılır. Köpürmeye başlayınca altı kapatılır. Ayrıca bayat ekmekler küçük küçük parçalanıp tereyağında tulum peyniri ile kavrulur.Tabaklara servis yapılır. Halk arasında kıkırdaklı tarhana da denir.

 

Yuvalaça seferihisar-yuvalaca
1⁄2 kilo kuzu eti (kıyma)
1⁄2 kilo dana eti (kıyma)
1 su bardağı pirinç
2 adet yumurta
2 dilim bayat ekmek içi
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
2 su bardağı sıvı yağ
Yıkanmış pirinç, iki ayrı kıyma, tuz, karabiber, ekmek içi ve 1 adet yumurta iyice yoğrulur.Yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılır, elde şekil verilir. 1 yumurtanın sarısı, 1 yemek kaşığı un suyla cıvık kıvamına getirilir. Köfteler önce una sonra yumurtaya en son kızgın yağa atılarak kızartılır. Kızartılan köfteler baş

CNNTÜRK Hayat Gezince Güzel Seferihisar

 

Çağan Irmak Seferihisar Belgeseli

 

Yavaş Şehirler Belgeseli Seferihisar

Cittaslow Seferihisar - Sakin Şehir Seferihisar'ı Tanıyalım İZLE-VİDEO Haberi Oku, Cittaslow Seferihisar - Sakin Şehir Seferihisar'ı Tanıyalım İZLE-VİDEO Haberi Paylaş ve Yorum Yap
Etiketler; »Cittaslow Seferihisar » Yavaş Şehir Seferihisar » Sakin Şehir Seferihisar Tanıtımı
Etiketler » Cittaslow Seferihisar   » Yavaş Şehir Seferihisar   » Sakin Şehir Seferihisar Tanıtımı  

DİĞER SEYAHAT HABERLERİ

1 2 3 4 5 6 İleri
otobus ucak bileti
OnlineALL.Net Güvenli Site haberler OnlineALL.Net Facebook OnlineALL.Net Twitter OnlineALL.Net Google+ Bizi Google+'da bulun